top of page

THESEUS’UN GEMİSİ VE DEĞİŞİMİN İKİ YÜZÜ

Plutarch’ın aktardığı o meşhur paradoks, yüzyıllardır zihinleri gıdıklamaya devam ediyor: Theseus’un Gemisi.



Hikayeyi biliyorsunuz; Girit seferinden dönen Theseus’un gemisi Atina limanında korunmaya alınır. Zamanla çürüyen tahtalar tek tek sökülür, yerlerine yenileri takılır. Yıllar geçer ve geminin üzerinde orijinalinden tek bir parça bile kalmaz.


İşte o an filozoflar ikiye bölünür: Bir taraf der ki; "Bu hala Theseus’un gemisidir, çünkü formu ve ruhu aynıdır." Diğer taraf ise itiraz eder: "Hayır, bu artık bambaşka bir gemidir. Maddesi değişen şey, aynı kalamaz."


Bu soru, sadece antik bir bulmaca değil. Sabahları aynaya baktığımızda gördüğümüz silüetin, yani "Kendimizin" en büyük sorusudur..


BİLİM NE DİYOR? BİYOLOJİK BİR YENİLENME


Bu tartışmaya modern bilimin gözlüğüyle baktığımızda, terazinin "Değişim" kefesi ağır basıyor gibi görünüyor.


Karolinska Enstitüsü’nden Dr. Jonas Frisén ve ekibinin araştırmaları, insan vücudundaki hücrelerin ortalama yaşının 7 ile 10 yıl arasında olduğunu gösteriyor. İskeletimiz, yani bizi ayakta tutan o ana direğimiz bile yaklaşık her on yılda bir kendini tamamen yeniliyor.


Yani 10 yıl önceki fotoğraflarınıza baktığınızda gördüğünüz kişi ile şu anki "Siz" arasında, maddesel olarak neredeyse hiçbir bağ yok. Biyolojik olarak, o günkü kişi değilsiniz.


Peki bu bilimsel gerçek, ruhsal dünyamızda ne anlama geliyor? İşte burada o iki ihtimal devreye giriyor.


İHTİMAL #1: GEMİ AYNI GEMİDİR (KÖKLER VE BİLGELİK)


Eğer değişen parçalara rağmen geminin "aynı" olduğunu kabul edersek; bu bizim dayanıklılığımızı onurlandırır. Fırtınalar gördük, tahtalarımız kırıldı, yerlerine yenilerini çaktık ama "Biz" hala buradayız. Hafızamız, değerlerimiz, yaşadığımız acılardan damıttığımız bilgelik ve o görünmez "Kut" (yaşam enerjisi) baki kaldı. Bu bakış açısı bize şunu söyler: "Köklerin sağlam, sen geçmişinle bir bütünsün."


İHTİMAL #2: GEMİ ARTIK YENİ BİR GEMİDİR (ÖZGÜRLEŞME VE ŞİFA)


Ama ya diğer ihtimal doğruysa? Ya biz, her hücresiyle birlikte gerçekten "yeni" birine dönüşüyorsak? Bana kalırsa, "Yaralı Şifacı"nın en büyük gücü bu ihtimalde saklı.


Çünkü bu; "Ben geçmişimin kurbanıyım", "Ben böyleyim, değişmem" veya "O travma benim kaderim" inançlarının da geçerliliğini yitirmesi demektir. Eğer o acıyı yaşayan hücreleriniz biyolojik olarak bedeninizi terk ettiyse, o acının yükünü hala taşımak zorunda mısınız?


Belki de her sabah uyanışımız, limana "yeni bir gemi" olarak yanaşmamızdır. Dünkü hataların, dünkü yorgunlukların sahibi olan o gemi gitti. Bugün, bembeyaz yelkenleriyle sefere çıkmaya hazır yeni bir gemi var.


SEÇİM SİZİN: HANGİSİNE İNANMAK İYİ GELİYOR?


Belki de paradoksun cevabı tek bir doğruya indirgenemez. Belki de liderlik ve iyileşme sanatı, bu iki ihtimal arasında dans edebilmektir.


Gerektiğinde "Ben aynıyım" diyerek köklerimizden ve tecrübemizden güç almak... Gerektiğinde ise "Ben yeniyim" diyerek geçmişin ağır yüklerini o eski tahtalarla birlikte denize bırakabilmek...


Sinir sistemimiz tanıdık olanı sever, "Aynıyım" demek ona güven verir. Ama ruhumuz bazen genişlemek ister, "Yeniyim" demek ona nefes aldırır.


Siz bugün kendinize hangi hikayeyi anlatmayı seçiyorsunuz? Limanında sapasağlam duran o kadim gemiyi mi, yoksa her gün yeniden inşa edilen o taze ihtimali mi?


Sevgiyle,

Neslihan Pekak


 
 

İLETİŞİM

TR

   Ankara

   İstanbul

   Muğla​

  • LinkedIn
  • Instagram

© 2024 - Neslihan Pekak

Tesekkurler.

En kisa surede size geri donus saglayacagiz.

bottom of page